GAZETENİZ 24
Güncel siyaset, ekonomi, spor, eğitim, sağlık, magazin, eğlence, sosyal haber portalınız.

“Zekât Ayı; Ramazan-ı Şerif”

Erzincan İl Müftü Yardımcısı Serdar Buğday, zekâtla ilgili olarak yaptığı açıklamasında; “Zekât kelimesi sözlükte artma ve çoğalma anlamına gelmektedir. Arap lisanın da zekât ekin arttığı manasında kullanılmaktadır. Zekât, zekâta bu ismim veriliş nedeni, onun dünyada verilen yerini başkalarının alması ve çoğalmasında ahirette de sevaba neden olmasından dolayıdır.

Rabbimiz Zülcelali Hazretleri Kur’an-ı Azîmüşşan’da “Allah yolunda her ne harcarsanız o Allah onun yerini başkasıyla doldurur” yani onun yerine bir başkasını verir buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de yine zekât kelimesi aynı zamanda taharet temizlenmek arınmak anlamında kullanılmıştır. Rabbimiz Hazretleri; “Muhakkak ki nefsini temizleyen tezkiye eden kurtuluşa ermiştir” buyuruyor. Bu ayeti kerimedeki “Tezekke” kelimesi temizlenmek anlamında kullanılmıştır. Ayeti kerimede zekâta bu ismin verilmesinin sebebi zekâtın sahibini günahlardan temizlemesi nedeniyledir.

Zekâtı farz kılan ayeti kerimelere baktığımız zaman; Rabbimiz Zülcelali Hazretleri’nin Tevbe suresindeki 104. Ayeti kerimesi karşımıza çıkıyor. Rabbimiz şöyle buyuruyor; onların mallarından farz olan sadakayı al ve o sadaka ile onları temize çıkar ve onları arındır. Bu ayeti kerimelere baktığımız zaman zekât, Kur’an-ı Kerim’de namaz ile birçok ayeti kerimede ifade ediliyor. 80 küsur ayeti kerimede namazın hemen peşi sıra zekât sayılıyor ve Tevbe suresindeki ayeti kerime ile de zekat, imanın üçüncü unsuru olarak islâm alimleri tarafından sayılmaktadır. Ayeti kerimede Rabbimiz eğer Tevbe eder namaz kılar ve zekâtı verirlerse onlardan el çekin buyuruyor. İmanın üçüncü göstergesi nişanesi olarak Rabbimiz zekâtı burada sayıyor. Sünnette zekât İslam’ın beş esas temelinden birisi olarak sayılıyor. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam; Rabbimiz Zülcelali Hazretleri’nin habibi Muhammed Mustafa Aleyhissalatu Vesselam bu hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor; “İslam beş şey üzerine kurulmuştur. Birincisi Kelime-İ Şehadettir. Yani Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed Mustafa Aleyhissalatu Vesselam’ın Allah’ın resulü vekili olduğuna iman etmek. İkinci olarak namazı kılmak. Üçüncü olarak zekât, zekâtı vermek. 4. ve 5. olarak da oruç tutmak ve hac yapmayı Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam bu hadis-i şeriflerinde saymakta ve zekâtı İslam’ın beş temel esasından biri olarak vurgulamaktadır.

Sebebi Nedir?

Sebebi nedir? diye sorulursa zekâtın farz olmasının sebebi kişinin nisap miktarı mala malik olmasıdır. Rabbimiz Zülcelali Hazretleri yine şöyle buyuruyor; “Sana neden infak edeceklerini, hayır olarak ne harcayacaklarını soruyorlar? Onlara fazlalık olan mallarını de” diyor nisap miktarından fazla bir kişinin malı varsa o insan zekât vermekle mükelleftir. Zekât o insanın üzerine farz demektir.

Zekâtın Şartı Nedir?                                                                                                                             

Zekâtın şartı ise zekâta malik olunan nisap miktarı kadar malın üzerinden bir yılın geçmiş olmasıdır. Zekâtın farziyetine dair ayeti kerimeleri ve hadisi şerifleri okuduktan sonra Rabbimiz Zülcelali Hazretleri’nin zekât verilecek sınıfları saydığı tövbe suresinde ki 60. ayeti kerimeye şöyle bir bakalım. Rabbimiz şöyle buyuruyor ki; “Muhakkak ki sadakalar yani farz olan zekât fakirler miskinler zekât toplamakla görevli memurlar kalpleri İslam’a ısındırılmak ocaklar köleler borçlular ve Allah yolunda cihat edenler yine yolcu olan kimseler içindir. Bu Allah’tan sizlere üzerine bir farzdır” buyuruyor. Ayeti kerimedeki sınıflar 7 sınıf olarak sayılmıştır. Bu sınıflardan birincisi fakir ve miskin olarak değerlendirilmiştir.

Fakir ve Miskin Kimlerdir?

Alimlerimiz bu konuda özellikle İmamı Azam ve İmam Ebu Yusuf’a göre; “fakir istemeye, hayatından dolayı el açmayan, miskin ise isteyen kimselerdir” şeklinde değerlendirilmiştir. İkinci sınıf yani zekât toplamakla görevli memurlar ise bilindiği üzere Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam döneminde zekât devlet eliyle toplatılır ve yine devlet eliyle fakirlere dağıtılırdı. Ayeti kerimede 3. sınıf olarak müellefe-i kulûb sayılmaktadır. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın belirlemiş olduğu 18 kişilik gruptur. Bunları kalpleri İslam’a ısındırılsın diye kendilerine Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam dönemde zekât verilmiştir. Hazreti Ömer Efendimiz döneminde bu uygulamaya son verildiğini görüyoruz. Değerli kardeşlerim; ayeti kerimede sayılan 4.sınıf yani kölelerdir. Günümüzde artık kölelik müessesesi yoktur. 5. sınıfa baktığımız zaman ise karşımıza El Garimin çıkmaktadır. Garimin kelimesi borçlar demektir. Nisap miktarı malının olmayıp borcu nisap miktarından fazla olan kişilere borçlar denir. Yani borcunu çıktıktan sonra elinde nisap miktarına ulaşmayan malı olan kişi borçludur. Dinimize göre bu insanlara da zekât verilir. Fi sebîlillâh, 6. olarak sayılmıştır. Allah yolunda cihat eden mücahitler Allah yolunda ilim elde etmek için çalışan fakir talebeler bu sınıfın içine girmektedir. 7.sınıf olarak vebnissebil diyor Rabbimiz Zülcelali Hazretleri. Bu ayet-i kerimede de yolculuktan dolayı malından uzaklaşmış, malını kullanma imkânı olmayan yolda kalmış kişiler kastedilmektedir.

Zekât Kimlere Verilemez?

Zekât kimlere verilemez sorusuna cevap vermeye çalışalım. Bilindiği üzere zekât gayrimüslimlere verilemez yani Müslümanların dışında olan kimselere Allahu Teala’nın farz kılmış olduğu zekât ve fıtır sadakası verilemez diyor alimlerimiz.

İkinci sınıf olarak ise bir kimsenin kendi usul ve furuğuna yani çocuğuna çocuğunun çocuğuna ana babasına dede ve ninesine zekât veremez. 3. olarak insan zekasını eşine veremez. Koca hanımına hanım da de yine kocasına zekât veremez. Yine 4. Sınıf olarak zekât zengin kişilere ve zengin kişilerin çocuklarına da verilemez. Beşinci olarak fıkıh kitaplarımızda zekâtın Haşimoğlularına yani Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın nesline de verilmediğini görüyoruz.

Zekâtta malik olan mallar nelerdir?

Bundan sonra zekâtta malik olan mallar nelerdir? sorusuna cevap vermeye çalışacağız. Bu konuya hayvanların zekâtı ile başlıyoruz. Çünkü Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam zekâtı bildirmek için yazmış olduğu varaklarda hayvanların zekâtı ile başlamıştır. Hangi hayvanlardan zekât alınır? İslam alimlerinin icmanına göre saime olunan hayvanlar nisap miktarına tabidir. Saime ne demek? Yılın yarıdan fazlasını mübah olan meralarda otlayarak geçiren hayvanlara saime diyorlar. Yani bir ücret ve bir kira karşılığında otlatılmayan devletin mera olarak tespit ettiği ve otlayan hayvanlardan, otladığı ot karşılığında para alınmayan yerlerde yılın yarıdan fazlasını otlayarak geçiren hayvanlara saime deniliyor ve bu hayvanlardan nisap miktarına ulaşanlardan zekât alınır.

Bu konuda devenin nisabı beştir. Beş tane olduktan sonra bir koyun zekâtı vardır koyunun zekâtı da gelince 40’tan az olan sayma koyunlara zekât yoktur. 40 koyundan 120 koyuna kadar 1 koyun 121’den 200’e kadar 2 koyun, 2001’den 300’e kadar 3 koyun, 400’den sonra her 100 koyun için bir koyun zekât olarak verilir. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın zekât ile koyunlara Malik olan nisabını bu şekilde Hz. Ebubekir efendimiz hadis-i şeriflerde bize beyan etmektedir. bilindiği üzere keçinin hesabına koyuna tâbidir. Sığırın zekatına gelince Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam 30’un altındaki saime sığırlar için zekât yoktur diyor. 30 olunca zekât verilmesi gerekir. 30 sığır 1 yaşını bitirmiş 2 yaşına daha yeni basmış bir düve verilir. O şekilde ilmihal kitaplarımızda sığırlarında zekâtı yazmaktadır. Mandanın zekâtı da sıra tabirdir.

Bundan sonra altın gümüş ve ticaret mallarının zekâtı ne geliyor. Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam altının zekâtı olarak 20 miskali belirlemiştir. 20 miskal den az olan altına zekât düşmez 20 miskal günlük Ticaret’teki karşılığı 80 gram 18 ayar altındır. Bu altına Malik olan kişiler ellerinde bulunan bu altının %2 buçuğunu zekât olarak verirler ister bu altın erkeğe ait olsun ister bayana ait olsun isterse süs eşyası olarak kullanılsın fark etmez. Zekâta tabi olduğu zaman altının bu şekilde zekatını vermek gerekir. Gümüş günümüzde çok kullanılan bir ticaret olarak değerlendirilmiyor artık bundan dolayı gümüş artık ticaret malı hükmünü içerdiğinden dolayı süs eşyası olarak kullanılıyor. Evimizde 561 gram gümüşümüz varsa ona da zekâtın tabi olduğunu yine %2 buçuk gram oranında buna zekât vermemiz gerektiğini bilmeliyiz. Ticaret mallarının zekâtı da gelince değerli müminler ticaret mallarının zekâtı da şu şekildedir. Yine altına hesap ederek değerlendiriliyor. Şöyle diyorlar alimlerimiz aynı şekilde değeri itibarıyla altın hesabına ulaşan ticaret malında zekât farz olur. Biz Hanefilere göre ticaret malın üzerinden 1 yıl geçince nisap miktarı ticaret malımız varsa onunla zekâtı hesaplanır. Bu şekilde zekâtı verilir. Elimizdeki para kâğıt değerindeki malların zekâtı da gelince bunlar da aynı şekilde altına nisap edilir. Eğer elimizdeki paramız borcumuz ve masraflarınız çıktıktan sonra altını nisabına ulaşmışsa onun zekâtı verilir. Zekât ayı olan Ramazan’ı Şerif’te zekâtını tastamam veren ve Allahu Teâla’nın rahmeti ile mağfireti ile müjdelediği ve sonunda da cehennem azabından kurtardığı müminlerden olmayı cümlemize Rabbim nasip ve Müyesser eylesin Allah hepinizden razı olsun” ifadelerini kullandı.

Yorum bırakın