GAZETENİZ 24
Güncel siyaset, ekonomi, spor, eğitim, sağlık, magazin, eğlence, sosyal haber portalınız.

“Uygulanan Bu Faiz Oranları Bir Nevi Tefeciliktir”

Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik, bir basın toplantısı düzenleyerek 2020 yılında Erzincan’da tarım ve hayvancılık alanlarında yapılan çalışmaları değerlendirdi. Başkan Geyik, açıklamasında; 2019 Yılı içerisinde Ulusal Süt Konseyi tarafından 2020 yılında uygulanacak olan çiğ süt tavsiye fiyatı 2.30 kuruş olarak belirlenmiş ve bu fiyatın 2020 yılının Aralık ayına kadar geçerli olduğu ilan edilmiştir. Bir kaç gün öncede, Ulusal Süt Konseyi toplanarak çiğ süt fiyatını 2.80 kuruş olarak belirlemiş ve bu rakama 30 kuruş Devlet Destek Pirimi ilave edilerek kamuoyuna ilan edilmiştir.

Süt üreticisine yapılan zam oranı geçen yıla göre kıyaslandığında %22’lik artışa tekabül etmektedir. Buna mukabil, girdi kalemlerindeki artışlara bakıldığında, yem fiyatlarında % 70, veterinerlik fiyatlarında % 70, yem bitkisi sulama ücretlerinde %65 (Pompaj Bölgesi), cazibe bölgesinde % 40, Ahırda kullanılan elektrikte %100, işçilik Giderlerinde %20, gübre fiyatlarında %70 oranında artışlar meydana gelmiştir. Bu tablo karşısında, süt fiyatlarına yapılan artış artan girdi maliyetlerinin çok altında kalmıştır. Ayrıca, daha önceden 40 kuruş olarak uygulanan Süt Pirim Desteği de 30 kuruşa indirilmiştir.

Ne yazık ki, açıklanan bu fiyatlar artan girdi maliyetlerinin çok çok altında kalmıştır. 2019 yılı içeresinde süt üretimi 16 Milyon 554 Litre olurken 2020 yılı süt üretimim 14 Milyon 627 Litre olmuştur.  Yaklaşık 2 Milyon Litre düşmüştür buda süt ineklerinin kesime gittiğinin göstermektedir

BESİCİLERİN DURUMU

Hayvansal üretimde girdi maliyetlerinin % 70’lik kısmını yem maliyetleri oluşturmaktadır. Son dönemlerde, %65 oranında artan yem maliyetlerine karşılık et fiyatları aynı oranda artmamış tam aksine et fiyatlarında düşüşler görülmüştür. Mevcut bu tablo karşısında, ilimizdeki besicilerin büyük  bir kısmı zarar etmiştir.

ARAZİ TOPLULAŞTIRILMASI

İlimizde yürütülmekte olan Arazi Toplulaştırılması çalışmaları içerisine ne yazık ki Sulama sistemleri, drenaj ve tesviye işlemleri bulunmamaktadır. Sadece tarla etrafındaki tumpların düzleştirilmesi ile yetinilmiştir. Bu durum, yetkililere defalarca söylenilmesine rağmen uygulamalarda herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.

Hâlihazırda yapılan uygulamada toprak yapısı ve kot farkı hesap edilerek değerlendirmeye alınmamıştır. Yapılan çalışmada basınçlı sulama sistemlerinin yer almadığı, sulama arklarının beton arklara dönüştürülmediği ve toprak arklarla sulamaya devam edildiği, arazi sahiplerinin tarla alanlarında %5 ila 10 arasında düşüşlerin olduğu, toplulaştırma çalışmalarında sadece parsellerin birleştirildiği, bu işlemin muhit, muhit yapıldığı görülmektedir. Netice itibarı ile yapılan bu çalışmanın tarımsal üretime ve verimliliğin artırılmasına bir katkı sağlamayacağı çok açık bir gerçektir.

Bu uygulama ile ilgili tespit etmiş bulunduğum hususları, ilgili kurum yetkililerine ve ilimiz milletvekillerine Oda Başkanı olarak iletmiş bulunmaktayım. Bu konuya ilişkin uyarılarımıza ve bilgilendirmemize rağmen uygulamalarda herhangi bir değişikliğe gidilmediği görülmüştür.

UYGULANAN BU FAİZ ORANLARI BİR NEVİ TEFECİLİKTİR.

Artan girdi maliyetleri karşısında ne yazık ki üreticilerimiz para kazanamaz duruma düşmüşlerdir. Üreticilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanmış oldukları tarımsal amaçlı kredilerin ertelenmesi ve faizlerinin silinmesi yönündeki taleplerimiz ne yazık ki kabul görmemiştir. Bu durumun bir sonucu olarak, çiftçilerimiz zora düşmüş ve hacizle karşı karşıya kalmışlardır. Çaresiz kalan çiftlilerimiz, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine müracaat ederek borçlarına yönelik olarak yeniden talepte bulunduklarında ise, Ziraat Bankası %20, Tarım Kredi Kooperatifleri ise %29.5 oranında faiz uygulamak kaydıyla yeniden yapılanmaya gidebileceklerini ifade etmişlerdir. Üzülerek ifade etmem gerekirse uygulanan bu faiz oranları bir nevi tefeciliktir. Bu tablo karşısında, üreticilerimiz nasıl ve hangi şartlarda üretime devam edebileceklerdir?

ÇİTFÇİ DESTEKLEMELERİ KONUSU:

Ne yazık ki çiftçi desteklemelerinde 2021 yılında uygulanacak birim fiyatlarda bir artışa gidilmemiştir.2020 yılında uygulanan birim fiyatlar aynı oranlarda kalmıştır. Tam aksine, Destekleme oranlarının mutlak surette artırılması üreticilerimizin temennisi ve beklentisidir.

Şeker Pancarının kg fiyatının Türk Şeker tarafından %12 oranında arttırılarak 336 TL olarak belirlendiğinde belirtmek isterim. Buna karşılık girdi maliyetleri %50’nin üzerinde gerçekleştirilmiştir. bu nedenle özellikle Çayırlı, Mercan ve Altınbaşak kantarlarına bağlı çiftçilerimizin büyük bir bölümü üretimden çekilmiştir.  Tarımsal Girdilerde ortalama %50’ nin üzerinde fiyat artışları olmasına rağmen, üretilen mahsule biçilen fiyat ne kadar doğru orantılıdır? Bu fiyat artışları üreticimizi ne kadar memnun edecektir? Hep birlikte yaşadığımız bu pandemi sürecinde ne yazık ki kuraklık riski de söz konusudur. Buda beraberinde, yeterli gıda üretimi ve arzını daha da stratejik bir hale getirmektedir. Şimdi soruyorum Yerli ve Milli üretimimizi destekleyerek bu riski hep birlikte göğüslememiz gerekmez mi? Aksi hal de İthalat ı ön görmek suretiyle 85 milyon insanımızı nasıl doyurabiliriz? Yukarıda arz ettiğim konularla ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanlığımızın Milli üretimi geliştirmek maksadıyla üreticilerimize sahip çıktığını alacağı radikal kararlarla göstermesini talep etmekteyiz. Bu konuda gerekirse ulusal seferberlik başlatılmalı ve ithalat ikinci planda düşünülmelidir. Gerek Hayvansal ve gerekse Bitkisel Üretimde İthalatı ön plana alarak ürünlerimizi Hans tan almak yerine, yerli üreticimiz Hasan’dan almak suretiyle milli ve yerli üretimimizin geliştirilmesinin ön plana alınmasının çok elzem olduğuna inanıyor, 2021 yılının ülkemize ve üreticilerimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, bol ürün ve kazançlı bir yıl olmasını temenni ediyorum.

BAŞBAKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM

Tarımsal üretimde en önemli girdilerin başında gelen sulama konusunda ilimiz merkez ilçede yaşanan problemleri görüşmek ve çözüm yollarını belirlemek maksadıyla 2019 yılı içerisinde, ilimiz çiftçileri başta olmak üzere, ilgili kurumların ve STK ların temsilcileri, siyasi partilerin il başkanları, ilimiz milletvekilleri ve dönemin Valisinin de katıldığı 2 ayrı toplantı düzenlenmiştir. Düzenlenen bu toplantılar neticesinde, sulama suyu ücretlerine uygulanan %90’lar civarındaki fiyat artışlarında pompaj bölgesinde % 65,  cazibe bölgesinde ise %40 düzeyinde indirime gidilmiştir. Ayrıca. Akbulut ve Sol Sahil Sulama Birliğinin İl Özel İdaresine devri de kararlaştırılmıştır. Düzenlenen toplantıda,2021 yılında Sulama Suyu ücretlerinde indirim yapılacağı, Mertekli Regülatörü nün yapılacağı, HES satın alınacağı da taahhüt edilmiştir. Neticede HES satın alınması işlemi gerçekleştirilmiş Bu konuda destek olan Başbakanımıza teşekkür ediyorum.  Ancak sulama suyu ücretlerinde indirime gidilmemiş tam aksine &20 artış olacağı kararlaştırılmıştır. Girişimlerimiz neticesinde, Dere ve Tav sularından ücret alınmaması yönündeki talebimiz ilimizdeki siyasi parti il başkanları ile değerlendirilmiş ve İl Genel Meclisi bu talebimizi dikkate alarak almış olduğu yeni bir kararla Dere ve Tav sularından sulama suyu ücreti alınmaması yönündeki karar cazibe bölgesini kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Ancak, ne yazık ki Pompaj Bölgesinde bu uygulamaya devam edilmektedir.

Pandeminin başlangıcında Tarım ve Orman Bakanlığımız, Ülkemizde ekilmedik yer bırakılmaması gerektiği yönünde görüş belirtmiş ve bu kapsamda %75 hibeli buğday ve kuru fasulye ekimini teşvik etmiştir. Üreticilerimiz bu hibeli kuru fasulye nin 1 kg.nı (%75 hibeli olarak) 18 TL’den almış ve üretmiştir. Ancak, ürettiği mahsulü satış amaçlı olarak Tarım Kredi Kooperatifine götürdüğünde kooperatif kg. birim fiyatı olarak 8 TL. fiyat önermiştir. şimdi soruyorum; Üretici kg’ını 18 TL den aldığı tohumu 8 TL’ye satarak nasıl kar elde etmiş olacaktır?

Şeker pancarının kg. fiyatının Türk şeker tarafından %12 oranında artırılarak 336 TL olarak belirlendiğini de belirtmek isterim. Tarımsal Girdilerde ortalama %50 nin üzerinde fiyat artışları olmasına rağmen, üretilen mahsule biçilen fiyat ne kadar doğru orantılıdır? Bu fiyat artışları üreticimizi ne kadar memnun edecektir?

ULUSAL SEFERBERLİK BAŞLATILMALI

Ne yazık ki Çiftçi Desteklemelerinde 2021 yılında uygulanacak birim fiyatlarda bir artışa gidilmemiştir.2020 yılında uygulanan birim fiyatlar aynı oranlarda kalmıştır. Tam aksine, Destekleme oranlarının mutlak surette artırılması üreticilerimizin temennisi ve beklentisidir. Hep birlikte yaşadığımız bu pandemi sürecinde ne yazık ki kuraklık riski de söz konusudur. Buda beraberinde, yeterli gıda üretimi ve arzını daha da stratejik bir hale getirmektedir. Yerli ve Milli üretimimizi destekleyerek bu riski hep birlikte göğüslememiz gerekmez mi? Aksi halde, ithalat ı ön görmek suretiyle 85 milyon insanımızı nasıl doyurabiliriz? Yukarıda arz ettiğim konularla ilgili olarak, Tarım ve Orman Bakanlığımızın Milli üretimi geliştirmek maksadıyla üreticilerimize sahip çıktığını alacağı radikal kararlarla göstermesini talep etmekteyiz. Bu konuda gerekirse Ulusal Seferberlik Başlatılmalı ve ithalat ikinci planda düşünülmelidir.

Gerek Hayvansal ve gerekse Bitkisel Üretimde İthalatı ön plana alarak ürünlerimizi Hans tan almak yerine, yerli üreticimiz Hasan dan almak suretiyle milli ve yerli üretimimizin  geliştirilmesinin ön plana alınmasının çok elzem olduğuna inanıyor, 2021 yılının ülkemize ve üreticilerimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, bol ürün ve kazançlı bir yıl olmasını temenni ediyorum” dedi.

Yorum bırakın